11 Kasım 2011 Cuma

HUZUREVİ

      Yaklaşık iki ay oldu ...
   

  Devlet memuriyet görevime İstanbul'un en eski Huzurevlerinden birinde başladım. Beş yıllık çocuk rehabilitasyonu ardından küçük çocuklardan büyük çocuklara transfer oldum da denebilir bu duruma .İlk günlerde uğradığım hayal kırıklıları yavaş yavaş yerini dilimden eksik olmayan dualara bırakıyor. Her durumda olduğu gibi insan herşeyi kendi gördüğü ve yaşadığı gibi sanıyor ve bekliyor. Şöyle ki buradaki yaşlıları kendi dedelerim , babaannem ve anneannem gibi  olmalarını hayal etmiştim. Bu bekleyiş karakter  anlamında değil di,  dünya ya bakış ve ahirete yöneliş anlamındaydı. Fakat buradaki yaşlıların ekseri ahiret hayatına yönelik pek de çabalarının olmayışı, hatta gençliklerinde başladıkları batıl davaların 70 li 80li yaşlardaki kıdemli  neferleri olduklarını görmeye başladım birer birer. 
     Hani o kalbi temiz insanlar hep derler ya "-Gençliğim bir geçsin yaşlanınca şu şu ibadetleri yapacağım." diye. Öyle olmadığını , bunun  sadece teorikte kalıp pratikle uzaktan yakından alakası olmadığını acıyla müşahade etmeye başladım. İnsanlar gençliklerini nasıl geçirmiş, bu dünyayı ne olarak görmüş ve neleri öncelik kabul etmişlerse ileriki yaşlarda da aynı oluyorlarmış. Hani açıkcası şöyle bir tablo beklemiştim. Tonton bembeyaz yüzlü , nurlu . elinde Kur'an ,tesbih , seccade başında duada yaşlılar. Öylesi de yok değil ama ne yazık ki azınlıkta ve ne yazık ki onlar hala gerici(!).  
     Yine de burda olmamı bir nasip olarak görüyorum . Her biri birer roman gibiler. Zaten anlatmaya ve dinlenmeye bayılıyorlar. Hayatlarını anlatırken dersler çıkarıyorsun . Kimi zaman bulunduğun çevreye  en çok da imanına şükrediyorsun. Hikayeler çok uzun. Her ne kadar hemen hemen hepsinden şu şu yaştayım ama bir çırpıda geçti sözleri duyulsa da koca birer ömür hepsi. Hepsi  Rahmet-i Sonsuz (c.c)un türlü türlü imtihana tuttuğu kulları.
      Bazen buraya vazifeli geldiğimi düşünüyorum . İlk vazifem imanımın kıymetini hatırlamak , hayatıma çeki düzen vermek olmakla beraber değişmeselerde ,en büyük nimetin çoğunun dediği  gibi   "sağlık ve hayırlı evlat "  değil   " İMAN" olduğunu bir nebze hatırlatabilmek.

                Daha görecek çok insan dinlenecek çok hikaye var...

Hiç yorum yok: